Termal (ISIL) Konfor Her Çalışanın Hakkı

image

İş yerlerinde çalışanların sağlıkları ve günlük çalışma performansları ile “termal konfor” şartları arasında oldukça önemli derecede bir ilişki mevcuttur. “Termal Konfor” un literatüre bakıldığında bir çok farklı tanımı yapılsa da basit anlamda “Çalışanların bulundukları ortamda hava şartlarından dolayı kendilerini rahatsız hissetmemeleri, güveli, huzurlu ve sağlıklı hissetmeleri” diyebiliriz.

İklimlendirme uygulamalarının temel amacı öncelikli olarak çalışanların termal konfor şartlarını sağlamaktır. Fakat sanayii ortamlarında sadece çalışanların değil endüstriyel proseslerin de kendilerine has termal şartları vardır. Ürün güvenliği açısından bu şartların sağlanması gerekmektedir. Üzülerek belirtmek gerekir ki, bazı işletmelerde ürün güvenliği için sağlanan termal konfor şartlarının maalesef çalışanlar için sağlanamadığı görülmektedir. Bu yazının temel amacı da çalışma ortamlarının ulusal ve uluslararası standartlarda belirlenen şartlara getirmenin işçilerin sağlıkları ve güvenlikleri açısından ne kadar önemli olduğunu belirtmek ve çalışma ortam şartlarına dikkat edilen işletmelerde çalışanların verimin nasıl artacağına yönelik bilgilendirme yapmaktır.

TERMAL KONFORU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Çalışma ortamındaki sıcaklık, bağıl nem ve ortamda dolaşan hava hızı çalışanların termal konforunu etkileyen öncelikli parametrelerdir. Özellikle ortam sıcaklığının yapılan işin özelliğine uygun olarak ayarlanması gerekmektedir. Ancak ortamdaki sıcaklık tek bir değişkenden ibaret değildir. Sıcaklığın derece olarak artması veya azalması yanında, nemin ve hava akım hızının durumu da sıcaklığın etkisini arttırır veya hafifletir. Bu üç değişkenin çeşitli bileşimleri sonucu, kişi aynı sıcaklık duygusunu ve psikolojik etkiyi duyabilir. Bunun yanı sıra çalışanların cinsiyeti, yaşı, beslenme durumu, yetiştikleri coğrafi durumlar bile ısıl stres değerlerini etkileyebilir. Hissedilen sıcaklık değerinin standartlarda belirtilen çalışma ortam şartlarının üstüne çıkması veya azalması ile birlikte çalışanlarda;

  • Bedensel ve zihinsel işlerde veriminin düşmesi,
  • İş kazası sayılarında artış, (Şekil 1’ de görüldüğü gibi)
  • Psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıklar,  öncelikli olarak görülen etkilerdir.

Şekil 1: Ortam sıcaklığı ile bağıl is kazası sayısı (Koçak, 2007)

ASHRAE (Amerikan Isıtma, Soğutma ve İklimlendirme Mühendisleri Birliği) standartlarına göre ideal şartlar için ortam sıcaklığının 20 – 25.5 °C, neminin ise % 30 - 60 arasında olması gerekmektedir (İmancı, 2007). Ancak yapılan işe bağlı olarak bu değerler değişir. Örneğin oturularak çalışılan hafif işlerde,  20-24 °C ideal konfor değeri iken, ayakta yapılan ağır tempolu işlerde 15-18 °C ideal konfor değeri olarak alınabilir.  Tablo 1’de bazı işler için belirlenmiş konfor değerleri mevcuttur (Koçak, 2007).

Tablo 1: Bazı İşler için Konfor Değerler

Ayrıca çalışma ortamlarında mevsimsel değişiklerden kaynaklanan sıcaklık değerlerine de dikkat edilmelidir. Yaz aylarında iç ortam ile dış ortam arasındaki sıcaklık farkının 10 °C üzerine çıkartılmaması ve çalışanların ani sıcaklık farkına maruz bırakılmaması için gerekli önlemlerin alınması gerekmektedir. Devamlı sıcaklık farkına maruz kalan çalışanların daha sık hastalandıkları tespit edilmiştir. Özelliklede kalp, damar ve tansiyon problemi olan kişilerin daha dikkatli davranması hayati önem taşımaktadır.

Özellikle metal sektöründe elle yapılan hassas işler sırasında karşılaşılan bir diğer sorun ise çalışma ortamının hissedilir derecede soğuk olmasıdır.  Soğuğun el becerisine etkisini araştıran çalışmalar, küçük parçaların montajında sıcaklığın düşmesinden dolayı performans yeterliliğinin % 80’den % 40’a indiğini göstermektedir ( Koçak, 2007). Çalışma sahalarında elin soğumasından dolayı hassasiyetinin kaybolmasını engellemek için soğuk aylarda ufak ısıtıcılar kullanılmaktadır. Ellerin ısısını arttırmak için kullanılan bu ısıtıcılar, geçici bir çözüm olmak ile beraber homojen vücut ısısının sağlanamamasından dolayı çalışanların daha sık hastalanmalarına yol açtığı da söylenebilir.

Çalışma ortamının nem seviyesinin ayarlanması termal konfor şartları açısından büyük önem taşımaktadır. %40 ila %60 arası nem ideal şart olarak kabul edilirken bağıl nemin %30 seviyelerinin altına düşmesi boğazda kuruma, baş ağrısı gibi semptomlar göstermektedir. %70 seviyelerinin üzerine çıkması durumunda ise, terlemeyi güçleştirmesinden dolayı vücuttan ısı atımı zorlaşmakta, dolayısı ile sıcaklığın daha fazla hissedilmesine neden olmaktadır.

Termal konforu etkileyen bir diğer faktör de, ortamda dolaşan hava hızıdır. “İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmeliğe” göre; “Pasif (suni) havalandırma sistemlerinde hava akımının, çalışanları rahatsız etmeyecek, çalışanların fiziksel ve psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek, ani ve yüksek sıcaklık farkı oluşturmayacak şekilde olması sağlanır” ifadesi kullanılmaktadır. Ortam da dolaşan hava hızı değerlerin üzerine çıktığı zaman cereyan etki oluşturmakta bu durumda çalışanların hem fiziksel durumunu (soğuk algınlığı gibi) hem de psikolojik olarak (devamlı olan nedeni belirsiz baş ağrıları vb.) etkilemektedir. Tablo 1’de görüldüğü üzere, ortam dolaşan hava hızının çalışma şartlarına bağlı olarak 0,1 ile 0,5 m/s aralığında olması gerekmektedir. 0,1 m/s altında hava durağanlaşır, 0,5 m/s’nin üzerinde ise çalışanlar üzerlerinden geçen havayı hissederler, bir başka ifade ile cereyan etkisine maruz kalırlar.

Ülkemizde yapılan araştırmalara göre; kayıp iş günü sayısı en fazla soğuk algınlığından dolayı oluşmaktadır. Bu durumun en önemli nedeni ise, çalışma ortamlarının termal konfor şartlarının tam olarak sağlanmamasıdır. Soğuk algınlığı hastalıklarının başlangıç aşamaları ve sonrasında çalışanların iş verimindeki düşüşler göz önüne alındığında, öncelikli olarak çalışanların sağlığı, sonrasında da iş verimin arttırılması açısından termal konforun tam olarak sağlanması için yapılacak yatırımların bir maliyet olarak görülmemesi, aksine alınacak önlemlerin iş verimini arttırması dolayısı ile uzun süreçte işletmeye kar olarak geri döneceğini unutmamalıdır.

Sonuç olarak, İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmeliğe göre; “İşyerlerinde termal konfor şartlarının çalışanları rahatsız etmeyecek, çalışanların fiziksel ve psikolojik durumlarını olumsuz etkilemeyecek şekilde olması esastır.” maddesine dayanarak da termal konfor şartlarının bir lüks değil, her çalışanın en temel haklarından bir tanesi olduğu unutulmamalıdır.

Yararlanılan Kaynaklar,

  1. Gazi Koçak, “Gemi Makineleri İşletmesinde Ergonomik Analiz” yüksek lisans tezi, 2007
  2. Cihat İmancı “Döküm Atölyelerinde Termal Konfor Şartlarının İncelenmesi”  İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlık Tezi, 2014
  3. Osborne, E., Vernon, H., (1922), The influence of temperature and other conditions on the frequency of industrial accidents, Her Majesty's stationary office, London
  4. İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmeliği